|
Alabalık:
Lezzetindenmi yoksa av yerinin zorlu doğa koşullarındanmıdır bilinmez tatlısu amatör balıkçılığının gözdesi bir türdür. Bence avının zorluğundan çok av yerini bulmak ve ulaşmak zordur. Oksijeni bol serin suların kralını arkadaşım Orhan’ın deyimiyle bir kez yakalayan bir daha iflah olmaz.
Alabalıklar sıcaklığı 10 - 15 derece arası soğuk,berrak ve bol okksijenli sularda yaşayan, çok hareketli, yüzgeçleri dikensiz, pulları çok küçük,içsularda yaşayan en lezzetli, etçil hayvanlardır. Tatlısu Amatör olta balıkçılığının en son noktası olarak kabul edilebilir. Alabalığın avı kadar hatta avından ziyade onun yaşadığı yerlere ulaşım oldukça zor olduğundan alabalık ustaları av yerlerini asla söylemek istemezler Yumurtadan yeni çıkmış yavru balıklar, çoğunlukla sudaki sinek lavralarıyla beslenir, büyüdükçe küçük balıklar, tatlısu karidesi, sinekler ve uçan böceklerle beslenir. 2-3 yaşlarında İlkbahar ve Sonbahar aylarında çiftleşir. Dişi alabalık yumurtalarını çakıl ve kum kaplı dipte, kuyruğuyla karıştırıp açtığı çukura yayar. Hemen yakınındaki erkekte cinsine göre, 45 günle 3 ay arasında açılacak olan yumurtayı döller. Tek bir dişi bir mevsimde 5000-6000 kadar yumurta yumurtlayabilir. Yumurtalardan çıkan alabalık yavrularının % 90'ı ilk üç ay içinde, daha büyük balıklara yem olurlar. Akar suların gün geçtikçe kirlenmesi, yapılanma ve barajlar bu doğa mucisesi balıkların sayıları gün geçtikce azalmalarına neden olmaktadır.
Türler:
Dere-dağ Alası:
Balıkçı tezğahlarında bulamayacağınız tek balık. Tam bir dere balığıdır hayatının çoğunu derelerde geçirir . Akıntısı dereden gelen göllerdede bulunur. İçsu balıkları içerisinde eti en lezzetli olanıdır. Çok güçlüdür akıntıya ters ve 1-2 metrelik sıçramalarla daha yüksek şelalelere bile çıkar. Oksijeni bol soğuk sularda yaşar. 2500 mt yükseklikteki kaynak sularında bile bulunur. Solungaçlardan kuyruğu kadar gövdede kırmızı benekleri vardır. Etçi balık olup sulardaki sinek lavraları, kabuklu canlılar ve diğer balıkların larva ve yavruları ile beslenir. Kum,çakıl zemine 20-25 cm eninde ve oval olarak hazırladığı çukurlara sonbahar aylarında yumurtlar. Yavrular su sıcaklığına bağlı olarak 3-4 ay arasında çıkar. Dişi balık 1000 ile 1500 arasında yumurta bırakır. Dere alalalarında cinsi olgunluk 3 yaşlarında tahminen 20 cm kadarken olur. İyi koşullarda 40 cm boy ve 1 kg. kadar çıkarlar. Yurdumuzda yakalananlar genellikle 20-25 cm boyunda 250 gr. ağırlığındadır. Az yumurta verir ve çok yavaş büyür , uzun kuluçka döneminin olması, havuz koşullarında yem alımının kötü olmasından dolayı tabi ortam dışında üretmek çok zordur. Doğu karadenizde bazı yörelerde ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü nde doğal alabalık üretimi ile ilgili çalışmalarda denenen türdür. Bu çalışmalardan olumlu haberler gelmektedir. Bu tür için boy limiti 20 cm olarak belirlenmiştir. Bu boyun altında olan balıkların mutlaka salıverilmeleri bu balık neslinin devamı için son derece büyük önem taşır.
Abant Alası: Bolu bölgesine has sadece Abant gölünde bulunan türdür ancak yinede Abant'a yakın göllerde, yedigöller ve civarındaki derelerdede bulunur, Abant'a 100 km uzağındaki Beypazarı Karagölde Abant alasına tıpa tıp benzeyen alabalık vardır. Vucudunu açık kahverengi üzerine siyah iri siyah benekler kaplamıştır.
 |
Kuyruk yüzgeci diğer alabalıklara nazaran daha bariz çatallıdır. Maksimum olarak 1 kg. kadar olanları vardır. fakat yakalananlar genellikle 250 gr. kadardır. 3 yaşında cinsi olgunluğa ulaşan abant alası, balığın büyüklüğüne göre değişen 4. 4,5. 5 mm çapında yumurta verir. Herbir balık 1000 adet civarında yumurta bırakır. Yumurtalardan yavru balıklar 7 drc. de iki ayda çıkar. 7 yaşına gelmiş balıklarda yumurtalar çok büyük olmasına rağmen döl tutma oranları düşüktür
Kafkas Alası:(siyah benekli ala, Aras alası) Yurdumuzun Doğu Anadolu bölgesindeki nehir ve akarsularında bulunur. Aras nehri ve çevresindeki akar sularda bolca raslanır. Oksijeni bol soğuk sularda yaşar. Vucudun yan tarafı ve sırta doğru, etrafı kahverengi, ortası siyah noktalı beneklerle kaplıdır, karın bölgesi gümüşi parlak renktedir. Gözler oldukça iridir. 5 - 7 drc de sonbaharda yumurta bırakırlar. 5-6 kg kadar büyeyebilir ancak avlananların ağırlığı 200-300 gr. geçmez.
Deniz Alası: (Karadeniz Alası) Yurdumuzda tatlı sularda üreyip denizlerde büyüyen tek türdür. Doğu Anadolunun Karadenize dökülen nehirlerinde ve Tüm Karadeniz sahillerinde bulunur. Vucut zeytin yeşili ağırlıklı üstkısımlar sarımtrak, yanlar daha açık, karın beyazdır. Sırt yüzgeçlere yakın siyah benekler bulunur, yüzgecin deriye birleştiği yerlerde kırmızı lekeler vardır. Cinsi olgunluk 3-4 yaşında olup, berrak ve bol oksijenli akarsuların kaynak kısımlarındaki kum ve çakıllara yuva yaparak Sonbahar aylarında yaklaşık 1200- 1600 civarında yumurta bırakır. Yavrular 3 - 3.5 ayda çıkar. Maksimum ömürleri 10.12 sene olup ömürlerinin çoğunu göl ve akarsularda geçirir. Ağırlık olarak 25-30 kg. kadar çıktığı olur, ancak avlanabilenler 6-7 kg. kadardır. Çoğunlukla tatlı sularda avlanır.
Gökkuşağı Alası (Göl Alası) Yurdumuzda en tanınmış ve en çok avlanan türlerden biridir. Adı, bedenini yanlarından boylu boyunca uzanan kırmızı,pembe kuşaktan kaynaklanır, üreme dönemi ereklerde bu kuşak daha göz alıcı olur. Baş, vucudun yan tarafları, sırt, kuyruk ve yüzgeçleri küçük siyah beneklerle kaplıdır. Su ısısı 15 derecenin altında bulunan tüm akarsu ve göllerinde yaşayabilir. Hızlı gelişir 1 yılda 250 gr. ağırlığa ulaşır. Oltayla 25 - 30 cm.den 45-50 cm. büyüklüğünde kadar olanlar yakalanabilir. Cinsi olgunluk 2-3 yaşında, üreme ilkbahar aylarında olur. 1 kg. ağırlığında 1500-2000 yumurta verir. Çevre koşularına çok iyim göstermesi, nisbeten yüksek sıcaklıklara dayanıklı olması,yapay yemlerle beslenmesinin kolay olması nedeniyle tüm dünyada yetiştiriciliği yaygın olarak yapılmakadır. Ancak Ülkemizin doğal türü değildir. Bu tür bir kültür (İnsan eliyle üretimi yapılan) türüdür.
Bu tür potansiyel olarak oldukça tehlikeli bir türdür: Bu türün üreyebilmesi için gereken karın kasları yeterince gelişmediğinden ve anaç olarak hep aynı kaynakların seçilmesi nedeniyle bu türe ilişkin genetik havuzu giderek daraldığından üretim için bu balıkların elle sağılmaları gerekmektedir. Üretim balığı olması nedeniyle bu tür genetik olarak hastalıklara dirençli hale getirilmiştir. Bu nedenle bazı mikropları taşısalar da hasta olmazlar. İşte bu nedenlerle konrtollü sularda ve havuzlarda çiftlik üretimi için uygundurlar. 1970 li yıllardan itibaren son yıllara kadar bu tür giderek yok olan doğal alabalıkların yerine iç sulara bırakılmış ancak taşıyıcı olduğu hastalıklar ile doğal alabalık türlerinin hastalanmasına ve daha da yok olmasına neden olurken bir yandan da doğal türlerin hem yumurtalarını ve yavrularını yok etmiş hemde hayatta kalabilenlerle yem rekabetine girerek doğal türler için tehlike oluşturmuştur. Derneğimizin çabaları sonucu bu gün için resmi makamlarca doğal alabalığın yaşadığı sulara artık bu tür bırakılmamakta olup balık avını düzenleyen sirkülerde de potansiyel tehlikeli tür olarak yer almaktadır.

Alabalık avında dikkat edilecek hususlar
· Alabalık, oksijeni bol soğuk sularda yaşar. temiz olmayan, su sıcaklığı 15 drc. üzerinde olan sularda zor bulunur . · Yazın sıcak havada, özellikle gölde zor balık tutarsınız, şansınızı zorlamayın. · Gölgenizi suya düşürmeyin, avlanırken mümkün olduğunca güneşi karşınıza almaya çalışın. · Bölgedeki doğaya uygun giyinin. · Sessiz olun. · Yağmurdan sonraki bulanık suda avlanmayın, balık saklandığı kayanın altından kolay kolay çıkmaz · Yağmurdan sonra dereye fazla yaklaşmayın. Sizin bulunduğunuz bölge az yağmur yağmış bile olsa daha yükseklere yağan yağmurlar sizin bulunduğunuz bölgeyi etkileyebilir ve beklemediğiniz bir selle karşılaşabilirsiniz.
 Av Yöntemleri
Sürütmeler: Takımlar kısmındada belitilen yemi uzaklara fırlatıp dibe çökmesine fırsat vermeden belli bir hızda çekerek sürükletilmesi prensibine dayanan avlanma şekline sürütme yada sıyırtma bu işte kullanılan takımada sürütme takımı denir. Alabalık avcılığında bu amaçla yapılmış pek çok yapay yem ve kaşık kullanılmaktadır ancak en temel yapay yemler döner kaşıklardır. Döner kaşıkların en popüler olanları ise resimde gördüğünüz muhtelif renkte benekleri olan kaşıkların 2 numaralarıdır.
Fly: Kelime anlamı sinek olan bu yöntemi özel bir sınıfa sokmak hatalı olur. Sınıf olarak genel olarak verdiğimiz kategorilerin içinde en çok sürütme grubuna benzediğini söyleyebiliriz ancak ayrı ele almak sanırım daha doğru olacaktır. Uygulaması zor olmasına rağmen, en gelişmiş ve en zevkli avlanma tekniğidir. Yem olarak kıldan veya tüyden yapılan yapay sinek yada böcekler kullanılır. Fly avcılığı havada dairesel hareketlerle yemi suya bırakmak (adeta kamçı gibi) yada yemi suyun yüzeyinde akıntıya bırakarak avlanmak şeklinde olur. Bu yöntem konusunda çok tecrübemiz olmadığını da itiraf ederek bu işi ve gereken malzemelerinin tanımını ustalarına bırakıyorum
 |
Fly avcılığında esas olan hafif yeminizi kamışın havada yaptığı dairesel hareketlerle hızlandırıp daha uzağa atmaktır, eğer bunu yapamıyorsanız yemi akıntıya bırakıp ileri gitmesini sağlayabilirsiniz ancak buradaki dezavantaj bulundugunuz yerden akıntıyla beraber sürüklenen yapma yeminiz suda iyice ıslanıp doğal şekli bozulacak, buda balığın yemden uzak durmasına neden olacaktır.
Çökertmeler: Diğer bir tabirle dip oltası da dediğimiz takımların genel adıdır. Kıyıdan uzaklara fırlatılarak su dibine çökertilen ve balığın yemi kapmasını beklediğimiz savurma olta takımı da dediğimiz takımlar bu sınıfa girmektedirler. Birden fazla takımla avlanılacaksa takımların balığın yakalandığını anlamak için işaretlenmesi gerekir. Bu takımın eldeki ucuna balık asılınca görüntü verecek bir işaret olmalıdır. Çıngırak yada zil gibi ses verecek işaretler alabalık avında balığı ürküteceği için kullanılmazlar. Bu tip avcılıkta solucanın yanısıra çevredeki böcekler ve özellikle resimde görülen su içindeki kayaların altına bulunan böcekler kullanılır. Sarkıtmalar: Mevcut sirkülerimize göre bir takımdaki iğne sayısı alabalık avında 2 adedi geçemeyeceğine göre demek ki bu takımda kullanılacak iğne sayısı 2 adedi geçemez. Alabalık sarkıtmalarında takıma olta ipi ile beden arasına bir şamandra da ilave edilir
Bu bilgiler kendi bilgilerimize ilave olarak olarak üstad Orhan Yılmaz dan derlenmiştir. Daha ayrıntılı bilgi için kanyon.net adresini ziyaret ediniz.
|