|
Tanıyalım: Sazan: Carp, Carphen, Karpfen (Cyprinus carpio) Aynalı Sazan: Mirror carp, Carpe, Spiegelkarpfen
Tatlısu balıkçılığının ilk serüvenleri genellikle sazan avı ile başlar. Hemen hemen her tatlısu balık avcısının SAZAN ile ilgili bir anısı mutlaka vardır. Yurdumuzda her türlü iklim koşulunda yaşayan pek çok çeşidi vardır. En makbul kabul edilen cinsi Aynalı sazan dır. Pullu sazan , kambur sazan. adi sazan gibi adlarla bilinen en yaygın olan diğer türüne ise pullu sazan demeyi uygun gördük. İki tür sazanı birbirinden ayıran en önemli özellik aynalı sazandaki sırt, kuyruk ve karnın bazı bölgeleri hariç pulların olmayışıdır. Her iki türde kültürü yapılan yani insan eliyle kolaylıkla üretilebilen türlerdir. Bu nedenle özellikle devletçe kültür balıkçılığı yapılarak pek çok baraj ve göle bırakılmışlardır. Ancak özellikle Aynalı sazanda gen havuzunun giderek daralmasıyla ve daha önemlisi olumlu bir girişim olarak ülkemiz doğal türlerine yönelinmesi politikasının benimsenmesiyle benzer özelliklerdeki pullu sazan kültürü giderek aynalı sazanın yerini almaktadır. Doğal takvime göre Arpa hasatından sonra oltaya vurmaya başlar ve bağbozumuna kadar bereketli av verir. Özellikle iri boylarının yakalanması için gece avı tercih edilmektedir
Tüm tatlı su balık avcılarının en çok avladıkları balık çeşidi sazandır. Tatlı su balık avı denilince akla ilkgelen sazan avıdır. Çökertme takımla ve sarkıtma takımla iki şekilde avı yapılır. Sazan avı için balığın yöresel beslenme alışkanlıklarına uyan pek çok yem kullanılabilir. Hangi tür sazan olursa olsunve hangi yöntemle av yapılırsa yapılsın avlanılacak bölge mutlaka önce yemlenmelidir.
YEMLEME: Bu işlem için en uygun materyal bayat ekmek ve haşlanmış tahıldır. Ufalanmış bayat ekmek yada tahıl çamurla karıştırılıp avuç içine sığacak büyüklükte toplar yapılır. Bunlar güneş altında 2-3 saat kadar kurutulur . Daha sonra bu materyal avlanacak mıntıkaya atılır. Balığın oltaya vurmasına göre yarım saatte bir yada saat başı 1 top atılarak balıkların o bölgede toplanması sağlanır. Ayrıca av sırasında kullandığımız yeme göre bu yem parçaları örneğin küspe, top şeklindeki hazır yemlerde aynı amaçla kullanılabilir. Hatta boili denilen fındık büyüklüğünden ceviz büyüklüğüne değişen boylardaki hazır yada evde avcı imalatı olan yemleri sapanlarla uzaktan yakına doğru atıp balığın kıyıya çekilmesine çalışan örnekleri gösteren pek çok internet sayfası vardır. Özetle işin özü iyi yemlemeden geçer.
YEMLER
|
tahıllar ve tahıl ürünleri
|
canlı ve hayvansal kaynaklı yemler
|
|
ekmek, hamur, taze haşlanmış mısır, küspe, kuru üzüm, mısır konservesi, yarma, kepek, patates ve bitki tohumları veya bunlardan yada karışımlarından mamul yemler
|
Sinek, solucan, çekirge, böcek, balık iç organları, canlı küçük balık, sazanın kendi eti, tavuk yada kanatlı ciğeri, tavuk göğüs eti, balık filetoları, kırmızı et
|
|
Yukarıdaki listeden de anlaşılacağı üzere sazan avında akla hayale gelecek neredeyse her türlü yem kullanılmaktadır. Yemlerin bu kadar çeşitlilik göstermesi yörelere göre birki örtüsünün dolayısıyla da daha çok bitkisel kaynaklı beslenen balığın beslenme alışkanlıklarının değişik olmasındandır. Ancak hayvansal kaynaklı yemler de pek farklılık gözlenmemekte ve özellikle solucan her yerde daima ortak payda olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada size İngiliz ve Alman ekolü tahıl yemlerden örnekler sunduktan sonra kendi yöntemlerimize değineceğim.
İngiliz Ekolü:
Bu ekolde en göze çarpan özellik klasik tahıl tozları (unlar) ile hazırlanan yemlerin yanısıra direkt bitki tohumlarıdan özellikle kendir tohumundan yararlanılmasıdır.
KENDİR TOHUMU İLE AVCILIK: 4 Bardak suya 1 bardak kendir tohumu ilave edilecek, kaynatılacak, Kendir tohumu mısır patlağı gibi açılınca ocaktan indirilecek. Bu işlemi kolaylaştırmak için suya başta biraz yemek sodası ilave edilebilirmiş. İğnelerin ucuna bu tohumdan 1 tane takmak gerekiyor, ve iğne ucu açıkta kalacak. Bu sazanı çıldırtan bir yemmiş. Ben kendir tohumu bulamadığımdan deneyemedim ama resimdeki görüntüsünden iş yaparmış gibi bir izlenim edindim.
EKMEK İLE AVCILIK Öncelikle ekmek en az 1 günlük olmalı. Ekmeği ağzı açık kaynayan bir çaydanlık üzerinde su buharı ile iyice yumuşatın. Yumuşayan ekmeği düzgün bir yüzey üzerinde yuvarlayarak nemini kaybetmemesi için şeffaf bir folyo ile parmağınız kalınlığında sarın. Lazım oldukça yemi buradan parçalar halinde kesin. Bu işlemler sırasında ekmeğe direkt su değmeyecek. Bu hazırlanan hamurumsu ekmek dışında kuru iyice bayat bir ekmeği iyice ufalayın İğneye folyadan çıkarılan hamur takılıp bu bayat ekmek parçalarına batırın. İşte bu son işlemden kopan parcacılar suya dağılıp balığı davet edecekmiş. Ben denedim iyi bir yöntem
ET İLE AVCILIK Küp şeklinde kesilmiş et kendi başına bir yem olmakla birlikte, buna bir kaç ilave tat eklemek sonucu iyileştirecektir. Bir tavaya az bir çiçek yağı koyun. Küp şeklindeki etle birlikte çok az un kekik kimyon ve karabiber ilave edin . Bir kısmını balık avında yemek için ayırabilirsiniz. Eğer bu karımdan yemeyecekseniz yada yiyeceğinizi ayırdıktan sonra kek yapımında kullanılan vanilyadanda bu karışıma ilave edebilirsiniz. Karışımı kavurun ama fazla pişirmeyin. Bu karımı dondurarak ilerki kullanım içinde saklayabilirsiz. Avda bir kısmını kendiniz yiyip bir kısmını eğer artarsa tabi yem olarak kullanabilirsiniz.
Alman Ekolü:
SAZAN NERELERDE BULUNUR:
Sazan hafif meyilli yerlerde bulunur. Çok dik yamaç kenarlarında bulunmaz. Baraj yada göle açılan küçük dere yataklarının ağızlarında, bahar yağmurlarının aktığı su yollarının önlerinde dibi kayalık olmayan akıntı ağızlarında, bilhassa kumluk ve yosunlu kısımlarda çokça görülürler. Akarsularda ise ağaç kökleri sazlık araları ve kovuklarda irileri kaya önlerindeki derin girdaplarda, ve akıntılı yerlerde suların köpürerek aktığı akıntı ağzının hemen önünde bulunurlar.
SARKITMA TAKIM İLE AVCILIK:
Önceden bölge yemlenir. 50-60 numara misinadan oluşan bir olta ipine fırdöndü bağlanır bunun ucuna aynı kalınlıkta 30 cm kadar bir misina beden bağlanır ve şamandıra mantarı burada yer alır. Bununda ucuna klipsli bir fırdöndü bağlanır. Klipsten itibaren olta ipinden bir boy ince örneğin 40 numara misina ile 1 metre kadar ikinci bir beden bağlanır ve olta iğnesi eğer 1 tane olacaksa bunun ucuna bağlanır. Eğer iki yada daha fazla iğne bağlanacaksa (ki burada köstek boyları 30 cm kadar olmalıdır) tercihan köstek kalınlığı bedenden 1 boy daha ince olmalıdır örneğin 35 lik yada 38 lik. Ancak 2 den fazla iğne bağlamak bereketli bir yerde olta idaresini güçleştirir. Bu şekilde bağlamanın faydası klipsten itibaren olta iğnesini rahatça değiştirebilmek ve o yöreye göre beklenenden çok iri bir balık yakalandığında şayet olta kopacak olursa tüm takıma zarar vermek yerine uçtan yada köstekten kopmasını sağlamaktır. Eğer makine ve kamışla av yapılıyorsa makinenin debriaj sistemi bulunduğundan beden için 40 köstek için 35 numaralı misinalar kullanılabilir. Kullanılacak yem tercihan olta iğnesine iğnenin tamamını kapatacak şekilde takılıp olta atılır. Balık yemi kaptığında hemen tasma vurulmamalıdır. Balık şamandırayı birkaç metre götürdükten sonra tasma vurulup balığın direnci ölçülür. Oltada iri bir balık olduğu anlaşılırsa misina yavaş yavaş çekilir. Çok direnç gösterirse hafifçe bırakılıp tekrar çekilmelidir. Bu işlem balığın yorulup kendini bırakmasına kadar sürdürülmelidir. Bu bazen 15 dakika kadar sürebilir. Balık kıyıya geldiğinde en iyisi kepçe ile almaktır. Eğer kepçe yoksa misinadan tutarak balık dışarı alınmamalı mutlaka bir el ile balık karnından tutularak karaya alınmalıdır. Bu işlemler mümkün olduğunca sessiz yapılmalı, yemlediğimiz yerde başka balıklarında olabileceği untulmamalıdır. Avladığınız yerin özelliğine ve balığın iriliğine göre suya düşmemek için mutlaka önlem alınmalı eğer can güvenliği tehlikeye düşecekse teredüt edilmeden misina kesilerek balık salıverilmelidir.
ÇÖKERTME OLTA TAKIMI LE AVCILIK:
Bunun için gerekli olan misina kalınlığı aynıdır. Olta ipine tek bir klipsli fırdöndü bağlanır. Bunun ucuna yine aynı kalınlıkta 1 m kadar bir beden ve bununda ucuna 30-40 gr. kurşun ağırlık yani iskandil bağlanır. Bu 1 m lik bedene yine 1 boy ince 25-30 cm’lik bir köstek ile 2 olta iğnesi bağlanmalıdır. 2‘ den fazla iğne bağlamak oltanın idaresini güçleştirir. İğneler yemlenip olta savrularak atıldıktan sonra bir ucu sivriltilmiş 40-50 cm lik ağaç bir kazık yere saplanır. Bu kazıkların üstüne bir çentik açılıp olta ipi bu çentiğe yerleştirilir. Takımın boşluğu alındıktan sonra buna mandal yada klipsle bir çıngırdak bağlanır. Bu yöntem avcıya 1 den fazla oltayı idare etme şansı yaratır. Çıngırdak çaldıktan sonra ayrıca tasmalamaya gerek yoktur. Sarkıtma takımlı oltada tarif edildiği gibi balık dikkatlice çekilir. Burada dikkat edilecek en önemli nokta avcının idare edebileceği kadar olta kullanmasıdır. Çünkü genellikle çıngırdaklar peş peşe çaldığından lüzumundan fazla olta atmak hem zamanında çekilemeyen oltanın karışmasına hem fazla gürültü ile balığın ürkmesine neden olabilir En önemlisi zaten dar ve az olan avlaklardan daha fazla sayıda balıkçı yararlanabilir. Zaten resmi av sirkülerlerinde bu sayı kişi başına maksimum 4 takımdır. Her iki olta arası ideal mesafe 10 m kadar olduğuna göre demek ki bir kişi en fazla 40 m yer işgal etmelidir.
KÜSPE İLE AVCILIK: Bu yöntem çökertme takımın sazan için modifikasyonu esasına dayanır. Özellikle aynalı sazan avı için ülkemizdeki en geçerli yöntemlerden biridir. Tabaka halindeki preslenmiş ay çiçeği küspesi 5x5x5 cm ölçülerinden küçük olmamak kaydıyla küp yada dikdörtgen prizması şeklinde kesilir. Tam ortasından matkapla delinir.( Bu işlemler sırasında oluşacak talaşı sakın heba etmeyin) olusan sekil tabiri caizse dikdörthen yada kare kesitli bir teker gibi olur. Ortadaki deliğe deliğin çapına uygun ve küspe boyunda bir somunlu vida yerleştirilir. Bu vidanın baş kısmına beden boyu sadece en fazla 1 cm olacak şekilde bir ucu vidaya bağlı diğer ucu boşta olacak şekilde bir fırdöndü bağlanır ve küspenin diğer tarafından çıkan vidanın ucuna vida küspeden çıkmasın diye küçük bir pul koyarak somunu sıkılır. Eldeki olta ipine ise bir klips takılarak fırdöndünün boşta kalan ucuna bağlanır. Buradan itibaren iki türlü yöntemle sonuç takım hazırlanabilir. İlk yöntemde herbiri küspe boyunda olan kösteklere 6 iğne bağlanır Bu köstekler vidanın sapı tarafında kalan fırdöndiye teker teker bağlanıp gelin duvağı gibi küspenin üzerine yerleştirilir. Diğer bir deyişle şaçın kafayı örttüğü gibi küspenin kenarlarından serbestçe iğneler sallanacaktır. Küspe eridikçe kokuya gelen sazan küspeyi emmek isteyecek ancak küspe parçalarıyla birlikte yanda sallanan iğneyi yutacaktır. İkinci yöntemde ise 40 -50 cm uzunluğundaki bir beden üzerine 6 iğne (iğneler bağlı haldeyken köstek boyları en fazla 2 cm olacak şekilde) 5-6 cm arayla sırayla bağlanır. bedenin bu şekilde 2 boşta ucu olur. Bu uçlardan birine klipsli fırdöndü bağlanır. Boşta olan diğer uç vidanın bağlandığı ana bedendeki fırdöndüye bağlanıp küspe üzerine üzerinde iğneler olan beden makaraya ip sarar gibi küspeye sarılır. Eldeki klipsli fırdöndülü uçtaki klips sarım işlemi tamamlanınca olta ipindeki klipse takılır. Bu takıma ağırlık bağlanmaz çünkü küspenin kendisi hem ağırlık hem de yem görevi görür. Ayrıca somunlu vida da ağırlık görevi görmektedir. Buradaki anlattığımız takım hazır olarakta av bayilerinde satılmaktadır. Size tarif karışık geldiyse hazır olarakta satın alabilirsiniz. Küspe suda çok yavaş eriyerek dağılırken bunu yemek isteyen balıklar olta iğnelerine takılırlar. Küspenin üzerine ben 1-2 damla bitkisel yağ ayçiçek yağı damlatıyorum. Bence böyle daha iyi sonuç alıyorum
BENİM KENDİ ÖZEL YÖNTEMLERİM: Benim özel yöntemim özel bir yem ve özel bir paraketeden (barikat) oluşuyor. Yemi şu şekilde hazırlıyorum: Küspe keserken ve delerken elde ettiğim talaşı biraz mısır unu ,çok az kepek ,buğday unu biraz peynir suyu (veya yoksa ekşimiş yoğurtta olabilir) 1 yumurta ile karıştırıyorum. Bir hamur elde edip hamuru biraz dinlenmeye bırakıyorum. Küspe talaşı daha pratik olarak ekmek fırınından alınan mayalı hamurla da karıştırılabilir. Elde ettiğim hamuru bir iğneye takılacak büyüklükte toplar halinde yuvarlıyorum. Bunları güneşte biraz kurutuyorum. Kullanacağım kadar ki kısmını 1-2 dakika makarna haşlar gibi haşlıyorum. Böylece yemler lastik gibi oluyor ve kolay dağılmıyor. (Bu yöntemi bir zamanlar TRT 4 de yayınlanan balık avcılığı belgeselinden esinlenerek uyarladım.) Bu yemi evde hazırlayıp gidiyorum. Bu tür bir hazırlığı zahmetli bulanlar ise ortası delik ince boy düdük makarnasını hafifçe haşlayıp dolma doldurur gibi mayalı ekmek hamurunu içine doldurarak kullanabilirler. Ayrıca bir e mail ile Cengiz Sarıkaya'nın bildirdiğine göre hamur şu şekilde de hazırlanabiliyor Bir kap içine koyduğumuz yeterince su ve bol tuz(şekerde olabilir) kaynar vaziyette iken elenmiş mısır unu ve bir yemek kaşığı buğday ununu azar azar serperek dökelim ve bir yandanda karıştırak hamuru pişirelim hamur koyu bir kıvamına gelince ocaktan indirelim. Sonra sıcakken elimizle yoğuralım
Özel parakete ise şöyle hazırlanıyor: Kauçuk yada lastik bir çift bulaşık eldiveni bilek kısmından itibaren makasla yarım 0.3-0.5 cm eninde tek parça elma soyar gibi şerit halinde kesilir. Her bir eldivenden yaklaşık 5-6 m lik bir şerit çıkmalıdır. Bu şeritler birbirine eklenir. Bu şeridin her bir metresi 9-10 m yani 9-10 kat esneyebilir. 10 metrelik bu şerit 80-90 m esneyebilir. Bu şeridin ucuna 100 m 70 lik misina bağlanır. Bir bot yardımıyla bir kişi kıyıda lastik şeridi tutar diğeri botta şeridin öbür ucunu tutarak açılır. Şeridin tahammül edebileceği mesafeye kadar 80-90 m açılır. Şerit kopma noktasına gelince kıyıdaki kişi elindeki şeride bağlı misinayı yavaş yavaş lastik şeridin çekebildiği kadar salıverir. Böylece misinanın 80-90 metresi lastiğin çekmesiyle bırakılmış olur. Bottaki kişi daha önceden yanına aldığı 2-3 kiloluk bir taşı bir misinaya bağlayarak salar ve dibi bulunca buna bir şamandıra örneğin bir köpük yada pet şişe bağlar lastiğin elindeki ucunu da bu şamandıraya bağlar. Sonrada kıyıya geri döner. Daha sonra bu sefer kıyıdan lastiğin esneyebildiği son noktaya kadar misina çekilir. Birer metre arayla kasa gözü oluşturularak fırdöndülü klipsle 30zar santimlik 50lik misina ile oluşturulan kösteklerin ucundaki olta iğneleri yemlenerek bırakılır. Lastik şeridin gerginliği elverdiği kadar iğne bu şekilde yemlenerek bağlanır. Lastik şerit gergin olduğu için yemi suya doğru sürükleyecektir. Bu şekilde yemleme kıyıdan şamandıraya doğru tek hat üzerinde yoğun olarak yapılabilecektir. Bu yöntemin en büyük faydası bu kadar çok iğneli bir takımı her seferinde yeniden toplayıp atmanın güçlüğünden kurtarmasıdır. Balık yakalandıkça istenirse takıma bağlanacak bir çıngırdak ile haberdar olunabilinir ve yakalanan balık oltadan alınıp tüm takım lastiğin geri çekmesinden faydalanarak zahmetsizce yeniden dökülebilir. İşte bu yöntem ve yukarıdaki yem ile ben aynalı sazanda mükemmel sonuç alıyorum. Bu yöntemin ek bir faydası da lastiğin esnemesi ayrıca tasmalamaya gerek bırakmıyor ve balığı yoruyor lastik kopsa bile misina sizin elinizde olduğundan balık kaçamıyor. Uzun süre 4-5 ayrı av da lastik kopsa bile lastiğin bir parçası şamandıra tarafında bir parçası da sizin elinizdeki misinada kalıyor yani çevre kirliliği söz konusu değil
Bilgehan Sarp ın anlattığına göre 1999 da bu yarışma Romanya Bükreş yakınlarında Saruleşti (Radutı)gölünde yapılmış. Bu göl özel mülkiyet alanında daha doğrusu Radutı ailesi tarafındann uzun süreli kiralanmış ve şimdilerde bu aile adı ile de anılıyor.Yarışma 20 Eylül 1999 da başlamış yüz saat kesintisiz avlama sonunda en çok kim yakalarsa şeklinde devam ediyor. . Takımlar iki kişi, kurallarda epey sıkı. Her balıkçı en fazla üç olta kullanabilir böylece bir takıma altı olta. Suya çizme boyu kadar giriliyor, olta istenen noktaya sadece kamış ile atılabilir yardımcı donanım yasak. Gece yemleme yasak gün içinde sabah 7 galiba akşam 10 a kadar serbest. Yemlenme sadece elle veya sapanla yapılıyor, radyo kumandalı donanımla istenen yere yemleme yapmak yasak. Ateş yakmak, suya ışık tutmak yasak, şamandralı olta yasak sadece dip oltası, her oltaya sadece bir iğne, o yasak bu yasak, Ama yarışmanın hemen başında ağırlığı 30 kiloyu geçen 7 sazan yakalanmış ve dünya rekoru bir Avusturyalı tarafından 37Kg400gr ile kırılmış. Yarışmaya 21 ülkeden 205 takım katılmış, her takım da ülkesinin bayrağını dikmiş. Türkiye yok tabi. Her yıl yıl yarışma bir avrupa ülkesinde yapılıyor..Bu yarışmada Türk bayrağını oraya dikmek var. Dikecek insan da memelekette fazla yok yani. Bu seneye yetişmezse bile ilerki senelere ne dersiniz?
|