1998 den bu yana birlikteyiz. Yaşamın tadını bir olta ipinin peşinde arayanların dünyasına hoş geldiniz

Özgeçmişim: 1961 de Denizli ili Acıpayam ilçesinde doğdum. İlkokulu Denizli Gazi ilkokulunda bitirdim. 1972-73 yılında  yılında Anadolu lisesi o zamanki adıyla Eskişehir Marif Koleji’ni kazandım Buradan 1979-1980 yılında mezun oldum. 1980 de babamın teşvikiyle tercih ettiğim Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Kültür Teknik Drenaj Mühendisliği bölümünde 1 yıl okudum. Ertesi yıl gözüm hekimlikte olduğu için tekrar sınava girip  Diş Hekimliği Fakültesini  kazandım. 1985-86 yılında buradan mezun olup akademisyenlik için sınavlara girerek 1986 yılında asistan olarak  akademik hayata atıldım 1991 yılında Doktor ünvanını 1996 yılında Doçent ünvanını kazandım. 2001 yılındada Profesör oldum. Halen Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Tedavi Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak çalışmaktayım.
 
Ailem: Eşim ile okulda tanıştık . 1986 da evlendik. Kendiside Diş Hekimi . Büyük kızım  1986 da doğdu Küçüğü ise 1994 doğumlu.
Babam emekli ziraat teknisyeni. Annem ise ev hanımı. Anadoluda soyadı kanunu çıkmadan önce aileler lakapları ile anılırmış. O usüle göre babamın ailesine “Etten’ler”, Annemin ailesine ise “Hacı Ali’ler” derler..

Balık Avcılığım: Denizi ilk kez 11 yaşımdayken teyzemin oğlu Erdoğan’ın sünnet düğünü için gittiğimiz  Bandırma ‘da gördüm. Düğün Astsubay ordu evindeydi. Ordu evi denize uzanan mendireğin üzerinde yer alıyordu . Düğün öğleden sonra olacaktı. Biz kağıt süs ve balonlarla düğün salonunu süslemeye gittik. İşimiz 20 dakikada bitince dışarı çıkıp devasa suyu seyretmeye başladım. Bir süre sonra asker abiler geldiler . Öğle molasıydı sanırım. Yanımdan balık tutmaya başladılar. Molaları 30 dakika kadar sürdü. Bu sırada zarganalar tek tek yakalanıyorlardı. Mola bitince giderlerken oltayı oraya bıraktılar. Ben olta için izin isteyince senin olsun dediler.  Sevinerek oltayı aldım. Önce biraz dolaştırıp açtım. sonra o muhteşem anı hiç unutmuyorum ipek ipe zargana takılmıştı. naralar atıyordum. Askerlerden gördüğüm gibi oltayı ağzından çıkardım. tekrar suya................sonra tekrar..........bi daha......... kaç balık tuttuğumu hatırlamıyorum. İki poseti doldurmuştum.
Derken enseme yediğim şaplağı hatırlıyorum . başımı kaldırdım babam !. Saati gösterip iki tokat daha attı. Hava kararmaya başlamış  sünnet düğünü çoktan bitmişti. Ben balık peşinde zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile değildim. Düğün dağılınca bizimkiler benim yokluğumu fark edip telaşlanmışlar. Bulamayınca iyice paniklemişler. Sora sora askerlere ulaşmışlar . Onlarda tarife uyan çocuğu yani beni öğlen mendirek altındaki kayalarda gördüklerini söyleyince bi ümit babam inip bakmış . Anneciğim korkudan inememiş bile. Ben yediğim sopaya rağmen balık poşetleimi bırakmadım. Ertesi gün gülüşerek yedik. . İşte balık avcılığına ilk merhabamız böyle oldu.
Orta öğrenimimiz sırasında Eskişehirde yatılı okurken balık avcılığı fırsatım olmadı , daha doğrusu Bandırma deneyimimdeki sopa dan sonra balık avcılığına ilgim olup olmadığını henüz kavramamıştım. Delikanlı olup çevreden bol denizli yaz tatili hikayelerini dinledikçe ister istemez canımız çekiyordu. Ailemin ise buna maddi imkanları el vermiyordu. Ailem teyzemlere rica edince onlarda beni Bandırma’ya davet ettiler. Orada şimdilerde av bayiliği yapan Tufan Mete ile tanıştım. O zaman ikimizde öğrenciydik. Tufan’ların tekneleri vardı. Onunla çapariye çıktık. Usta bir dalgıç ta olan  Tufan’dan zıpkınla avcılığın püf noktalarını  da öğrendim. Kendisinin sayesinde balık avcılığı bende tutku halini aldı.
Tatlısu avcılığını çok sevgili ağabeyim Ertuğrul Baylı ile Arkadaşım orhan YILMAZ dan öğrendim. Hala bu iki dostum av ekibimin vazgeçilmez üyeleridir.

Bu site amatör balık avcılığına adanmıştır. Yoğun bir emekle hazırlanan bu sitedeki bilgi ve belgelerin kaynak gösterilerek dahi izinsiz kullanımı yasaktır.
 
web tasarım : rastgele
© bizimolta.com  2004 tüm hakları saklıdır.