|
Balık avcılığını tarihçesi ilk toplumlara kadar uzanmaktadır. Avcı bir kavimden gelen atalarımız dere ve nehirlerde balık avlarlardı. Ancak deniz balıkçılığımız daha sonraları atalarımızın denizlere ulaşması sonucu gelişmiştir. Osmanlı toplumunda da tarihin o döneminde şimdiki gibi hızlı ulaşım olanakları olmadığından balıkların taşınması söz konusu değildi ve bu nedenle deniz balıkçılığı av ve yemek kültüründen Anadolu nasibini alamamıştı. Ancak o dönem de de iç sularda balıkçılığın yapıldığını pek çok Osmanlı fermanından anlıyoruz. (bakınız :http://www.rastgele.org/osmanli.html) O dönemlerde genellikle kıyı balıkçılığı ve olta balıkçılığı şeklinde yapılan balıkçılık daha çok Rum kökenli vatandaşlarımızın tekelinde idi. Her meslekte olduğu gibi sanat babadan oğula aktarıldığı için bu konudaki bilinen ustalarda rum yada başka azınlıklardan idi.
Ülkemizdeki en ciddi ilk yazılı kaynak Deveciyan Karakin efendinin kitabıdır.
BALIK VE BALIKÇILIK Deveciyan Karakin [balıkhane merkez müdürü] İstanbul Düyun-i Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdare-i Merkeziye Matbaası 1331 (1915)
Bu kitap Osmanlıca olup günümüz diline çevrilmesi için pek çok girişim olduysa da Halen Fransa da yaşayan oğlunun buna izin vermediği ve Telif yasasına göre bir kaç yıl sonra izne gerek kalmadan çevirisinin yapılabileceği rivayet edilir. Daha sonra Türkçe kitapların sayısı giderek artmıştır.
Bu bölümde öncelikle bu yoldaki yapı taşlarını unutmadık. Ustalarımızdan ebediyete intikal etmiş olanlarından başladık. Kitap yazarlarını ve kitaplarını kitaplarımız adıyla ayrı bir planda ele aldık.
İnsana yaşarken verilen değer kadar güzel bir şey olmasa gerek. Biz de bu nedenle ustalarımıza verdiğimiz değerin bir göstergesi olarak bildiğimiz olta balıkçılığı ustalarına burada yer verdik.
Başarabilirsek ne mutlu biz çıraklara
|