1998 den bu yana birlikteyiz. Yaşamın tadını bir olta ipinin peşinde arayanların dünyasına hoş geldiniz

AVedat  usta ve muhteşem abant alasıdım Mehmet Vedat Abayoğlu. 1948 Ankara doğumluyum. balık avı maceram şu şekilde başladı. Sene 1957 ler falandı.Rahmetli babamın ilk ve son muteahhitlik denemesi için ailece Kızılcahamam'a göçmüştük. İlk oltayla balık yakalama denemelerim o senelere rastlar. Bilindiği gibi Kirmir ırmağı hemen Kızılcahamam'ın yakınlarından geçer. O sıralarda,iyi hatırlıyorum toplu iğneden bozma bir kanca,misinaya en uygun sağlamca bir iplik,düzgünce kesilmiş bir sopa,bir sise mantarı. Takımım bundan ibaretti de haylide balık tutabildiğimi hatırlıyorum.

Daha sonraları Ankara’da Bahçelievler'de oturduğumuz sıralarda,sınıfımı ikmalsiz geçmemin ödülü olarak rahmetli annemin bana aldığı bisikletimle,sanıyorum 22 km ötedeki Mogan golü ve bağlantısı Eymir gollerine bin bir zorlukla gider avlanırdım. Balık o kadar boldu ki, oynayan bir sazın dibine solucanımı indirdiğimde hemencecik irice bir sazanı alıverirdim.

Bahçelievler'de o sıralar bolca Amerikalılar otururdu.Avladığım kuşları,yakaladığım kertenkeleleri çocuklarına verir karşılığında oyuncak falan alırdım. İlk edindiğim makaralı oltayı'da bu şekilde elime geçirmiştim de kullanmasını bilmediğimden haylide zorlanmıştım. Daha sonraları Amerikalıların eskilerinin satıldığı bit pazarları uğrak yerlerim olmuştu. Makaralı oltayı sonunda öğrenmiştim de, elimdeki yetersiz olduğundan, halende randımanlı olarak bu tip oltalarla avlanamıyordum.Sonunda bu pazarlarda güzelce birini bulmuş,yalvar,yakar annemde aldırabilmiştim.

Denizle tanışmamda o senelere rastlar. Yazları gittiğimiz, İzmit Karamürsel yakınlarındaki Ereğli köyünde halamların yazlığı vardı. Eniştem her sene sezonluğuna bir kayık kiralar yaz boyuncuda onunla avlanırdı. Beni de yanına almaya başlamadan evvel,Mercan için teke tutmasını öğretmiş, bu iste hayli basarili olunca da beni de yanında götürür olmustu. O kadar çok balık tutardık ki. Söyle 4 kiloluk kırlangıçlar, kilolarca uskumrular koca mercanlar gibi. Halen de o günlerden içime yer etmiş olacak ki, şu anda yaşamımı sürdürdüğüm Assos yakınlarındaki Sivrice’de, doymak bilmez bir iştahla, hemen her gün bolca uskumru tutmaya devam ediyorum. Bu yüzdende Levrek hariç diğer balıkların avlarını ihmalde ediyorum.

Babam muteahitlik isinin altından kalkamayınca görevli olarak Erzincan da inşaat kontrol Mühendisliği görevine başlamış,ailece oraya göçmüştük. Bende yatılı olarak Ankara Kolejinde okuyordum. Ailede Doğu Anadolu’ya gitmemize sadece ben sevinmiştim. Zira İngilizce öğretmenim R.Swift tam bir balık tutkunu idi. Onun sayesinde bilhassa Eymir golünde harika turna avları gerçekleştirmiştik ve bende artık makaralı olta ustası olmuştum. Öğretmenimin bana öğrettiği diğer bir olay ise Amerikan menseli Outdoor Life,Field and Stream Sports a field gibi mecmuaları okumak olmuştu. Bu mecmuaların o kadar müdavimi olmuştum ki,o sıralarda Kocabeyoglu Pasajındaki sahafları adeta tarar bu mecmuaların eskilerine bütün harçlığımı da yatırırdım.

İVedat Abayoğlu ve uskumrularşte Erzincan,tamda bu mecmualarda gördüğüm gibi bir alabalık cenneti.Artık bende yazları buraya gittiğimde tıpkı mecmua yazarları Wynn Davis,Joe Brooks yada Erwin A Baurer gibi Ustaların,çoktan ezberlediğim taktikleri ile,hem de onlar kadar çok,hem de büyük alabalıklar tutabilecektim. Öylede yaptım. Ne balıklar tuttum. Halende rekor olarak kırılabileceğine inanmadığım irilikte ve çoklukta. Resimlerini de o mecmualardaki gibi çektim. Hem de renkli ve de onlarca.

Daha sonraları Üniversite tahsili için İstanbul'a gittiğimde,o yöreleri unutmadım ve de anarşi başlayıncaya kadar da gidip günlerce suren kamplar yaptım. Sırt çantamın uzerine de sanki kimse anlarmış gibide büyük harflerle Trout Trip yazardım.

1967 lerde ilk Balık avı kitabi yazarlarından Rahmetli İbrahim Biga ile tanıştım.Bu ustam beni Trakya Istranca derelerinde alabalık avlamaya alıştırdı.Doğu Anadolu’yu bu bakımdan da biraz boşladım di. Rahmetli ile de ne kadar çok alabalık tutmuştuk o sıralar. Sahibi olduğu yayınevine gittiğimde isi,gücü bırakır benimle saatlerce alabalık konuşurdu. Ben 20 o ise 65 yaslarında idi.Bu birliktelik o 85 yasında vefat edene kadar surdu. Son avında da beraberdik ve o koca usta o son avda ağlamıştı,sanki bir kaç ay sonra öleceğini bilir gibi. O her şeye doymustu da alabalık avına asla. Çocukluk günlerimin iştahı ile teknoloji ve imkan geliştikçe,adeta bir koleksiyon biriktirircesine muhtelif makaralı oltaları aldım da,aldım.Yaman bir atıcıda olmuştum.Halende en güvendiğim yanım budur. Atarım hem de kimsenin atamadığı uzaklıklara. Bu sıralarda tekne ile avımda pek tabii olarak çok gelişti.Ama ben halende makaralı oltayı elimden bırakmıyor ve hemen her turlu baliği makaralı olta ve kamışla avlıyor pek de randımanlı olabiliyorum.

Bu site amatör balık avcılığına adanmıştır. Yoğun bir emekle hazırlanan bu sitedeki bilgi ve belgelerin kaynak gösterilerek dahi izinsiz kullanımı yasaktır.
 
web tasarım : rastgele
© bizimolta.com  2004 tüm hakları saklıdır.