|
YAŞAM: İnsan neden balık avlar.
Biz balık avcıları yaşamın tadını bir olta ipinin gerisinde ararız. Bunun nedeni insanlığın varoluşu kadar eskidir. Biyolojik olarak bizlerde kanin yani köpek dişlerinin varlığı her ne kadar vejeteryan sapmalar da olsa etoburluğumuzun kanıtıdır. Tüm etoburlar gibi bizimde genetik yapımızda kodlanmış bir avcı yönümüz yani bir öldürme içgüdümüz bulunur. İlk insandan bu yana temel beslenme biçimi avcılık ve toplayıcılık olmuştur. Zamanla sosyal topluluklar gelişmiş insanoğlu tarımıda öğrenmiştir.
Sosyalleştikçe insanlık iş bölümü yapmayıda öğrenmiştir. Kimi berber kimi tüccar, kimi aşçı kimi doktor, kimide kasap olmuş ancak özellikle erkekler bir tehlike anında iş gücü paylaşımı gereği olan mesleklerinin haricinde ayrıca asker olmuşlardır. Genetik yapıları ve fizyolojik özellikleri nedeniyle doğada insan çiftinin erkeği savaşçı ve öldürmeye daha donanımlıdır. Ancak dişinin de hepten kabiliyeti yok yada bu tür yeteneklerden mahrum olduğu anlamı çıkarılmamalıdır. Günümüzde de artık savaşçılık yani askerlik giderek daha profesyonel bir yön almakta ve bu anlamda da bir meslek paylaşımının olduğu görülmektedir.
Teknolojik gelişmeler ne olursa olsun hiç bir kudret erkek insan yavrusunu yani oğullarımızı küçük yaşlarda silah, kılıç tank tüfek vb oyuncaklardan alıkoyamaz. Çocuk oyuncak olarak bunları bulamazada bir dal parçasından yafda bir plastik parçadan bunları yapar gene oynar. Doğa belgesellerinde seyrettiğimiz aslam kaplan gibi yırtıcı hayvan yavruları nasıl kendi aralarında ava hazırlık mahiyetinde oyunlar oynuyorlarsa bizim yavrularımızda aslında kişisel hakimiyete dayalı , çevredeki çocuklarla egemenlik savaşına girecek oyunlar oynarlar. Mahalle kavgaları pek çok toplumda olduğu gibi bizde de vardır. Hangi birimizin çocuğu fiziksel olarak kavga etmeden büyüdü acaba. Olaya sadece bu pencereden bakmamışsınızdır o kadar.
Yaş ilerledikçe işe cinsellikte karışır.Doğada et yada ot obur pek çok cinsin erkeği dişisi için bazen ölümle sonuçlanan kavgalar ederler. Sonuçta en güçlü erkek dişiyi alır. Bizde de bazen benzer kavgaların olmadığını kim söyleyebilir. Bu da bize egemen olan başka bir temel içgüdüdür. Özetle dünya nimetlerinden yararlanmak için insanları öldürmeye iten şey işte bu temel içgüdülerdir. Yani iç güdü olarak canlıların birbirinden pekde farkı yoktur..
Ancak insanlığın hayvanlardan farkı idrak ve akıldadır. Bu sayede insanlar sosyal bir varlık olarak yaşam zincirinin en üst halkasında yer alırlar.
Tarihsel süreç içinde insanlığın öldürme iç güdülerini nasıl tatmin ettiklerine kısaca baktığımızda pek çok sorunun savaşlarla çözüldüğünü görürürüz. Buda güçlü olanın hayatta kalması gibi düşünülebilir. Daha sonra seyirlik dediğimiz öldürme biçimleri ortaya çıkmıştır. Bunlara en güzel örnek arenalardır. Ülkelerin yada şehirlerin idarecileri güçlerinin göstergesi olarak gladiyatörler besleyip bunları değişik hayvanlarla ve birbirleriyle döğüştürüp bu içgüdülerini tatmin etmişlerdir. Günümüzde hala hayvan döğüşlerinin olmasının nedeni bu olsa gerek.
Zaman içinde insanlar geliştikçe bu öldürme biçimi giderek oyun halini almış ve ölümcül olmayan karşılaşmalar yani spor diyebileceğimiz faaliyetler ortaya çıkmıştır. Öldürme içgüdüsünün tatmini için galip gelme kavramı yeterli gelmeye başlamıştır. Ben buna EN devri diyorum. En iyi ben yüzerim, en iyi ben koşarım en iyi ben kumar oynarım, en iyi ben içerim gibi. Bazen insanların kendi bir en leri yoktur. O zaman toplumsal en olma kavramı devreye girer. En büyük takım bizim takım. Yani taraftarlık olgusuyla tatmin yolu denenir. Eğer takım galip gelemezse ve kişi iyi eğitimli değilse ve başka en olabilecek bir alanıda yoksa tribün terörü tehlikesi vardır.
Yaşamın her alanında bazılarının başka en olabilecek meziyetleri yoktur. Alkoliklere, Kumarbazlara yada başka sapkınlıklara baktığınızda temelde bu en olma duygusunun tatminiyle karşılaşırsınız.
yada oplumun her ancak en olabilmek kadar eğitimli en olamadığında bu iç günü tribün terörü İşte bu içgiderek depişik sporlar şeklinde yerini galip gelme içgüdüsüne bırakmıştır. ilahi dinlerinde etkisiyle üğüki hayvan döüinsanın vahşi hayvan karşısında gücünü denemişler , daha sonralarıda insanları kendi güçlerinin simgesi olarak birbirleriyle döğüştürmüşledir. Oradaki kan hamakam yada İlk sacak olursak pek çok savaşı
düşünebilmesi ve sosyal bir yaşam sürebilmesidir. İşte bu yönüyle bu iç güdülerine yön verebilmiştir. rnefsi müdafa için olanı hariç yaşamak için etoburluğun getirdiği bir öldürme içgüdüsü yerinbeslenme ve cinsallik gibi bazı temel içni işte bu iç güdü daha küçücük yaşta üstelik cinsellikle ilgili gelişmeler ve belirtiler daha ortaya çıkmadan bizi ara ara yoklamaktadır. Erkekleriyani insatarım ,bu yana
Bazılarının Allah vergisi kabiliyetleri vardır. Kimi güzel resim yapar, kimi iyi şarkı söyler vb. Ancak herkes bu meziyetlere sahip değildir. Bizlerin en olma duygularımızı en iyi tatmin ettiği şey farlı farklıdır. Kimi bu yüksek adrenalin dozunu yamaç paraşütü, dağcılık gibi sıradışı sporlarla elde eder, kimi kumar masasında okeye dönerken hisseder , Kimi hovardalık yaparken , kimide bizim gibi balık tutarken ,
Balık avcılığı bu yönüyle insanların bu duygularını tatmin etmek için en güzel ve en sosyal yöntemdir. Hatta bazen insan öyle bir seviyeye gelirki bağışlamayı öğrenir. Yakaladığı balığı geri salıvererek ona canını bağışlamanın dayanılmaz hazzını tadar. İşte bunun içindirki dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinde balık avcılığı rehabilitasyon aracıdır. İnsanı tam doyuma ulaştırır. başarısılık anında elbette stres de yapar ama oda rekabeti körükleyip beynin tek noktaya odaklanmasını sağlarki buda kişiyi her türlü kötü alışkanlıktan ve saldırganlıktan uzak tutacaktır.
Belki biraz aykırı bir uslupla değindik ama özetle balık avcılığını temelindeki kavram yaşamsal bir içgüdüdür. Bu iç güdünün tatmini için gerekli adrenalin seviyesini tam anlamıyla karşılatacak çok az sağlıklı yöntem vardır. Bu yöntemlerden en mükemmeli ve toplum için yararlı olanı bize göre AMATÖR BALIK AVCILIĞIDIR.
|