|
İLK YARDIM
İlk yardım profesyonel tıbbi yardım gelene kadar rahatsızlığı olan kişiye yardım etmektir.Bu yardım basit bir kanamayı durdurmaktan durmuş bir kalbi çalıştırmaya kadar uzanan bir yelpazede olabilir.İlk yardım genel olarak yapılacak işlemlerin İngilizce baş harfleriyle ABCD diye tanımlanan sıralamada gerçekleştirilir.Yani Hava yolu ,Solunum Kanama, Kalp ve nihayetinde İlaç.
Genellikle yerleşim yerlerinden uzakta yapılan avcılık önemli ilk yardım kurallarını bilmeyi gerektirir. Acil durumlarda genellikle ne yapılacağını araştırmaya veya öğrenmeye vakit yoktur. Önemli ilk yardım metotlarını önceden öğrenip pratik yapmak gereklidir.
SUNİ SOLUNUM VE KALP MASAJI
Kaza geçirmiş bir kişide ilk önce kontrol edilmesi gereken şuurunun açık olup olmadığı ve uyaranlara (seslenmek,dokunmak gibi) nasıl cevap verdiğidir. Tüm uyaranlara rağmen hiç tepki alınamadığı durumlarda kişinin soluk alıp almadığı kontrol edilmelidir. İnsanın kalbi atarken ve dolaşımı devam ederken solunumu durabilir. Bir kişi nefes almadığı halde kalbi atmaya devam edebilir.Ancak nefes almayan yani akciğerleri dolayısıyla kanı oksijenlenmeyen kişinin diğer hayati fonksiyonları da çok kısa süre içerisinde duracaktır.Basit ve kolay uygulanabilir bir suni solunumla hayat kurtarılabilir. Kalbi çalışan bir kişiye kalp masajı yapmak çalışan kalbi durdurabilir, ancak nefes alsa bile bu fark edilmeden yapılan suni solunumun hiçbir tehlikesi yoktur.
Suni solunum uygulanışı; Hasta sırt üstü yere yatırılır. Ağız içersinde diş protezi, yiyecek v.s çıkarılır.Ensenin altına bir destek konulmak (veya elle desteklenmek) suretiyle baş arkaya doğru kaldırılır.Bu hareketin gayesi solunum yolunu açmaktır. Bu basit hareket yapılmadan uygulanan suni solunum , hava yolu kapalı olduğu için hiçbir işe yaramayacaktır. Baş geriye itildikten sonra solunumu uygulayacak kişi derin bir nefes alır ve ağzını hastanın ağzına sıkıca yapıştırıp diğer eliyle de hastanın burnunu kapatarak tüm gücüyle nefesini hastanın ağzında üfler.Üfledikten sonra çekilerek hastanın akciğerlerinin boşalmasını bekler. Hastanın kalbi çalışıyorsa bu hareket dakikada 12 kez tekrarlanmalıdır. Hasta kendi başına nefes almaya başlayana ya da profesyonel sağlık yardımı gelene kadar hareket tekrarlanmalıdır.
Kalp masajı; Kalp masajı suni solunuma göre daha dikkat gerektiren bir uygulamadır.Yavaş ya da güçsüzde olsa çalışan ve dokulara kan pompalayan bir kalbe yapılacak kalp masajı kalbin durmasına yol açacaktır. Bu yüzden kalbin çalışıp çalışmadığından emin olmak gereklidir.Boyunda şah damarı denilen; boynun her iki yanında çenenin altında parmakların hafifçe bastırılmasıyla hissedilebilen bu damarlar , kalp atımlarını kontrol etmenin en iyi yoludur.Kalp masajı mutlaka kursa katılmış ve eğitimli kişilerce yapılmalıdır. Bu konuda eğitimi olmayan kişilerin yaptığı masaj faydadan çok zarar getirebilir.
Kanamalar; Vücuttaki kanamalar iki türlüdür. İç kanama ve dış kanama. Maalesef içi kanamalara tıbbi donanımın bulunmadığı yerlerde yapabilecek fazla bir şey yoktur. Dış kanamalar ise herkesin müdahale edebileceği kanama türleridir. Her şeyden önce kanayan yeri eğer antiseptik bir solüsyon yoksa (oksijenli su gibi) yara temiz bir suyla iyice yıkanır. Yaraya derince girmiş bir parça varsa (dal, demir gibi) bunları çıkarmak kanamayı artırabileceğinden dokunmamak gerekir.Eğer kanama Göğüs , karın veya sırt bölgesinde ise , kanayan bölgeye büyük temiz bir bez parçasını rulo haline getirerek bastırmak kanamayı kontrol altına almak için yeterlidir. Burada amaç iç organlardan dışa doğru çıkan kanamada , kanayan damarlara basınç uygulayarak en azından kanamanın hızını azaltarak tıbbi yardıma ulaşana kadar hastanın hayatta kalmasını sağlamaktır. Kanama durana kadar bu basıncı uygulamak gereklidir. El ayak gibi uzuvlardan meydana gelen kanamalara ise aynı şekilde bir bez parçası ile basınç yapmak mümkündür . Baskıyla azalan kanamalarda baskı yapılan bez bir flaster veya bant yardımıyla yara üzerine sabitlenir.Kanama buna rağmen kontrol altına alınamıyorsa kanamaya en yakın yerdeki atar damara elle baskı yapılabilir. Baskının işe yarayıp yaramadığını anlamanın en kolay yolu ise kanamanın azaldığını gözlemlemektir. Her şeye rağmen uzuvlardaki kanama durmuyorsa , kanamanın biraz üstünden turnike yapmak gerekir. Turnike kalın bir bez parçasını (4-5 cm) kanayan bölgenin üstünden önce sıkıca düğümleyip daha sonra bir tahta parçasını beze dolayıp düğümü sıkıştırmak suretiyle uygulanabilir. Eğer turnikenin uzun süre kalması gerekiyorsa 15 dakikada bir turnikeyi gevşeterek dokuların kangren olmasını önlemek gereklidir.Turnikeyi bir dakika gevşettikten sonra tekrar sıkmak gerekir.
Kanamalar içerisinde burun kanamasının özelliği vardır.Burun kanamalarının çok büyük bir yüzdesi ön burun bölgesi dediğimiz damarların bol ve yüzeysel bulunduğu bölgeden olur. Burun kanamaları kişiyi korkutur ama durdurmak için her iki burun kanadına baş ve işaret parmağıyla sıkıca 5 dakika kadar bastırmak yeterlidir.Burun kanaması olan kişinin oturur pozisyonda olması başının kalp hizasından yüksekte olması gerekir. Hasta yatar pozisyonda tutulmamalıdır.
Zehirlenmeler; zehirlenmeler oldukça geniş bir konudur. Basit gıda zehirlenmelerinden dakikalar içerisinde ölüme götürebilen sistemik zehirlenmelerine kadar genişler. Her ilaç zehirlenmesinin farklı tedavi şekli vardır. Profesyonel bilgi gerektirir.
Basit gıda zehirlenmeleri; yenilen gıdaların mide barsak sitemini tahrişi neticesinde meydana gelen gıda zehirlenmelerinde hafif mide bulantısı ve ishal belli başlı belirtilerdir. Önemli olan ishal ve kusmayla kaybedilen sıvının yerine konulabilmesidir. Bulantı çok fazla değilse ağızdan alınan sıvı en iyi tedavi metodudur. Genellikle telaşa gerek yoktur kaybedilen sıvının yerine konması yeterlidir.
Konserve ; Botilismus tabir edilen çok ciddi zehirlenmelerine yol açar. Konserve yedikten kısa süre sonra şuur kaybı , soğuk terleme , belirtileri gösteren hastanın derhal acil tıbbi desteğe ihtiyacı var demektir. Zehirlenmenin antidotu acil yardım merkezlerinde vardır. Hastayı acil yardım merkezine götürene kadar hayatta kalmasını sağlamak için yukarıda bahsettiğimiz suni solunumun uygulanması gereklidir. Bozulmuş konservelerdeki zehir solunum kaslarını felç edeceğinden hasta nefes alamaz. Nefes alamayan hastaya dışarıdan solunum desteği vererek hayatta kalması sağlanabilir.
İlaç zehirlenmelerinde ilacın içilmesinden hemen sonra hasta şuurunu kaybetmediyse kusturulmalıdır. Kusturmak için eritilebilen en fazla tuzun eritildiği su kullanılabilir. Eğer kişi yanlışlıkla çamaşır suyu , tuz ruhu gibi temizlik sıvısı içtiyse kesinlikle kusturulmamalıdır. Bu tür sıvılar zaten yemek borusunda içme esnasında tahribat yaparlar. Kusturmayla birlikte yemek borusundan ikinci kez geçerek tekrar tahribata sebep olur. Tahribat yemek borusunda daralma veya kusturulursa nefes borusuna sıvının kaçmasıyla solunum yollarında daralma ve nefes darlığına yol açabilir.
Balıklarla meydana gelen zehirlenmelerin en ciddileri ise zehirli balık veya deniz ürünlerinin vücuda temasıyla meydana gelenleridir. Denizlerimizde en sık rastlanan zehirli balıklar trakonya iskorpit ve vatozdur.
Trakonya; Trakonya kemikli balık olduğu için genellikle kumluk alanlarda ve dipte bulunur. Üzerine basmakla ya da oltadan, ağdan çıkarırken sırtında ve solungaçlarında bulunan dikenlerinin vücuda batmasıyla zehirler. Aslında yapılması gereken bu balıktan veya iğnesinden mümkün olduğunca uzak durmaktır. Gene de iğnenin batması halinde ilk yapılması gereken eğer iğne halen deride ve görülebilir bir haldeyse çıplak elle temas etmeden bir cımbız yardımıyla iğneyi mümkün olduğunca çabuk çıkarmaktır. Trakonya zehiri ısıya dayanıklı olmayan proteinlerden oluştuğu için parmağı veya eli (ki genellikle vücudun bu kısımları yaralanır) dayanılabilecek en yüksek ısıdaki (40-45 derece)suda bekletmektir.Yüksek ısı proteinlerin bozulmasını sağlayarak vereceği zararı en aza indirecektir. Dikenin battığı yerde kısa sürede şişme ve kızarıklık oluşacaktır. Şişliği amonyakla yıkamak ve buz uygulamak rahatlatacaktır. Ayrıca güçlü ağrı kesici ve şişlik giderici almak ağrıyı azaltacaktır. Eğer sistemik belirtiler dediğimiz nefes almada zorluk , şiddetli çarpıntı gibi belirtiler başlarsa acilen, oyalanmadan profesyonel tıbbi yardım almak gereklidir. Yara yerinde kanama varsa , mümkün olduğunca zehiri uzaklaştırmak amacıyla yara yeri kanatılmalıdır. Hatta yara yeri steril bir bistüri ile çizilmek suretiyle kanatılabilir.
İskorpit; Trakonya da olduğu gibi zehirler ve tedavi şekli de aynıdır.
Vatoz; Kuyruk kısmında bulunan dikeni oldukça zehirlidir.Diken eğer hala battığı bölgede ise mutlaka en kısa sürede çıkarılmalıdır. Diken battığı yerde nekroza (doku erimesi) yol açabileceğinden yaralı bölgeye lokal buz uygulaması yapılması, ağrı kesici alınması ve en kısa sürede sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi gereklidir.
Deniz Anası; Deniz analarının uzantılarında ve ağız kısmında nematosist denilen zehirle dolu hücreleri vardır. Vücuda temas neticesinde bu hücreler patlayarak bulaşır ve genellikle hafif kaşıntı , ağrı , ciltte kızarıklıklara yol açar. Denizlerimizde bulunan deniz anası türlerinde belirtiler hafiftir ve hayati tehlike içermezler. Ancak her insanın bağışıklık sistemi ve duyarlılığı değişik olduğundan duyarlı kimselerde ciddi sistemik belirtiler de görülebilir. Deniz anası ile temas sonrası patlamamış hücrelerin ve cilde bulaşmış zehirin uzaklaştırılması amacıyla cilt kuru bir havlu ile temizlenir. Ve temasın olduğu bölge öncelik sırasına göre amonyak, sirke , %70 lik alkol, tuzlu deniz suyu hiçbiri yoksa idrarla yıkanmalıdır. İdrar sanılanın aksine vücuttan ilk çıktığında mikrop içermez. Eğer öncelik sırasını yazdığımız sıvılardan hiçbiri bulunamazsa tuzlu su yıkama için kullanılabilir. Yıkama için kesinlikle tatlı su kullanılmamalıdır. Tatlı su osmotik basıncından dolayı patlamamış hücrelerin de patlamasına yol açarak zehirlenmeyi artırabilir.Aynı şekilde buz uygulaması da patlamamış hücreleri patlatacağından ilk planda uygulanması tavsiye edilmez. Ancak temas yeri iyice temizlendikten sonra şişmeyi azaltmak için buz kullanılabilir.
Eğer belirtiler daha ciddiyse ağrı kesici ve antihistaminik kullanılabilir.
Deniz Kestanesi:
Deniz kestaneleri çıplak ayakla üzerine basmakla dikenleri genellikle ayak tabanına batarak ağrıya sebep olurlar. Sistemik belirtilere sık rastlanmaz. Deniz kestanesi olduğu bilinen kıyılarda çıplak ayakla değil , uygun bir ayakkabıyla denize girmek en iyi korunma yöntemidir. Deniz kestanesi ile yaralanma meydana geldiğinde yere basmadan en kısa zamanda batmış olan dikenleri bir cımbız vasıtasıyla çıkarmak gereklidir. Ayak tabanında dikenlerin battığı bölgede çok sayıda siyah nokta gözükür. Bunlar mümkünse bir büyüteç yardımıyla incelenerek batmış ve kırılmamış diken parçaları çıkarılmalıdır. Ancak her siyah nokta dikeni göstermez. Dikenler siyah pigment (boyar madde) içerdiğinden çıkmış veya derine batmış olsa bile , girdiği noktada siyahlık bırakır. O yüzden her siyah noktayı diken var zannıyla kurcalamak doğru değildir. Dikenler çıkarıldıktan sonra ayağı dayanılabilecek sıcaklıkta suyun içerisinde bekletmek ağrıyı azaltır. Ayrıca ayak tabanında meydana gelebilecek iltihap uygun krem ve ağızdan alınacak antibiyotiklerle tedavi edilmelidir.
Böcek sokmaları
Arazide sıklıkla arı , karınca ve kırkayak sokmalarına rastlanılır. Bu tür böceklere aşırı duyarlılık yoksa çok telaşa kapılmadan bölgesel tedbirler alınarak kişi rahatlatılabilir. Isırılan yerde öncelikle soluk bir renk değişikliğinden sora kızarıklık ve hafif şişme oluşur.Şişen ve kızaran bölgede kaşınma ve yanma hissedilir. Bölgeyi kaşımak zehirin ve bölgede biriken kaşıntıyı artırıcı kimyasalların yayılmasına neden olacağından tavsiye edilmez.Eğer arı sokması neticesinde iğnesi hala deri üzerindeyse bir cımbız yardımıyla çıkarılmalıdır (aksi takdirde iğne daha derine gitmekte ve zararlı olmaktadır). Bölgeye buz uygulaması rahatlatıcı ve oluşabilecek şişliği azaltıcı bir uygulamadır.Kaşıntı giderici kremler de (anti pruritik) uygulanabilir.
Karınca ve kırkayak sokmaları genellikle çok tehlikeli değildir ve belirtileri yaklaşık 30 dakika sonra başlar. Isırılan bölgede kızarıklık yanma ve kaşıntı oluşur. Buz uygulaması ve gerekirse krem ve antihistaminikler yeterlidir.
Tüm böcek sokmalarında, eğer sokulan bölgenin dışında da kaşıntı ve kabarıklıklar görülüyor, nefes almada güçlük , hırıltılı solunum, dilde ve dudakta şişlik oluşuyorsa hiç vakit kaybetmeden derhal, en yakın sağlık merkezine gidilmelidir.
Yılan ve Akrep Sokmaları
Yılan sokmaları eğer yılan çeşitleri ve zehirli olup olmadıkları hakkında bilgi sahibi değilsek her zaman ciddiye alınmalıdır. Yılan sokmasından sonra derhal soktuğu bölgenin eğer mümkünse (ki genellikle kol bacak gibi uzuvlardan sokarlar) 6-7 cm üstünden kanamalarda olduğu gibi turnike sistemi uygulanmalıdır.Böylece zehirin sistemik dolaşıma katılması geciktirilmiş olur. Yılan zehiri genellikle kan hücreleri veya diğer vücut hücrelerini parçalayarak etki ettiğinden dolaşımda ne kadar az zehir bulunursa etkisi o kadar az olur. Turnike uygulamasından sonra soktuğu yer temizlenerek steril bir bistüri yardımıyla kanatılarak zehirin dışarı çıkması sağlanır. Kanatma işlemi bittikten sonra buz uygulanır.Bu ilk müdahalelerden sonra hasta , yılan antiserumu bulunacak bir sağlık merkezine nakledilir
Ülkemizde Güneydoğu Anadolu bölgesi hariç, akrep sokmaları hayati tehlike arz etmez. Akrep sokmalarında ilk yardım metodu yılan sokmalarındaki ile aynıdır. Yılan sokmalarında olduğu gibi zehirin kan dolaşımına yayılmasını engellemek için turnike ve kanatma uygulanır. Akrep serumu tedavi için şarttır. Soğuk terleme, baygınlık hissi, nefes alamama gibi belirtiler başlıyor ise derhal akrep serumu bulunan bir merkeze müracaat etmek gerekir.
ŞOK
Dolaşımdaki kan miktarının azalması ya da kanın etkili bir şekilde damarlarda dolaşamaması neticesinde şok tabir ettiğimiz durum meydana gelir. Kişi öncelikle üşümeye başlar. Dışa bir kanama varsa öncelikle bu kanama turnike veya kompresle durdurulmalıdır. Hasta derhal yere yatırılmalı beynin kansız kalmasını engellemek için ayaklar kalp seviyesinden yükseğe kaldırılmalıdır. Basit tansiyon düşüklüklerinde bu basit önlemlerle durum kısa zamanda düzelir. Şok belirtileri görülen hastada kan şekerinde düşme meydana gelmiş olabilir. Hasta bayılmadan önce ılık şekerli su içirmek kan şekeri seviyesi bilinmese de faydalıdır.Hastanın yüksek kan şekeri olsa bile içirilecek şekerli su kan şekerini çok yükseltmeyecektir.Ancak şekeri düşmüş hastada hayat kurtarıcı olacaktır. Eğer basit önlemlerle kişinin durumu düzelmiyor ve kötüye doğru gidiyorsa acilen en yakın sağlık merkezine gidilmelidir.
Boğulmalar
Suda boğulmalar acil yardım gerektiren durumlardır.Tatlı ve tuzlu suda boğulmanın biyokimyasal mekanizması ve vücuda zarar verme etkileri farklıdır. Ancak her ikisinde de acil yardım prensipleri aynıdır. Suda boğulmuş bir kişiyi derhal sudan çıkartarak hemen su kıyısında tedaviye başlamak gereklidir. Kaybedilen her saniye kişinin hayata dönme şansını azaltır. Yüzme bilmemek, Vücudun herhangi bir kısmına kramp girmesi, heyecan ve telaş suda boğulma sebeplerindendir. Sanılanın aksine genellikle akciğerlere fazla miktarda su kaçmaz. Fazla miktarda su yutulması mide ve sindirim sistemini etkiler. Kişi sudan çıkartıldıktan sonra akciğerlerindeki suyu çıkartmaya çalışmak boşa geçirilecek zamandır. Akciğerlerdeki suyu kişiyi baş aşağı çevirmek, sallamakla çıkarmak mümkün değildir. Belki aşırı miktarda yutularak midede gerginliğe yol açan suyu kişiyi yan çevirerek mide üzerine baskı uygulamak suretiyle çıkarmak akciğerler üzerindeki baskıyı azaltmak suretiyle faydalı olabilir. Boğulma vakalarının büyük çoğunluğunda akciğerlere sıvı kaçmasından çok nefes borusunun tahrişine bağlı tıkanma neticesinde nefessiz kalma hadisesi vardır. Suni solunum uygulayarak yeterli oksijenin sağlanması çoğunlukla hayat kurtarıcıdır. Suni solunuma başlamadan önce ağız içerisindeki olabilecek, dal parçaları, yosun, protez gibi cisimlerin mutlaka çıkartılması gerekir. Eğer kalp de durmuşsa uygun teknikle kalp masajı da uygulamak gerekir. Kişi kendine gelmiş olsa bile akciğerlerinden kana karışıp sistemik rahatsızlıklara yol açma ihtimaline karşı mutlaka bir sağlık merkezine götürülmelidir.
Burkulmalar
Ayak ve el bileğinde meydana gelen burkulmalarda bölgeye derhal buz veya soğuk uygulamasıyla şişmeyi engellemek ve ileri tetkik için sağlık merkezine gitmek gereklidir.
KIRIKLAR
Herhangi bir darbeye maruz kalma, düşme ve çarpma neticesinde kırık meydana gelebilir. Kırıklar açık kırık veya kapalı kırık şeklinde olabilir. Sıklıkla el kol ve bacaklarda kırık meydana gelir. Unutulmaması gereken husus kırığı yerine getirmek veya tedavi etmek kesinlikle doktorun işidir. Kırığın olduğu bölgede kan damarları ve sinirler vardır. Bu anatomiyi bilmeden yapılacak müdahale gözle görülmeyen iç kısımda daha ciddi yaralanmalara damar , sinir kesilmelerine yol açabilir. Kırık şüphesinde yapılacak en iyi şey kırığı tespit etmek yani hareketsiz kılarak en yakın sağlık merkezine gitmektir.Kırıklar içerisinde açık kırıklar önemlidir. Kırılan kemik parçasının cildi yırtarak dışarı doğru çıkması halinde açık kırıktan söz edilir. Bu durumda kırığın üzeri derhal temiz bir bezle örtülmelidir. Varsa kanama durdurulur. Kırık olan uzuv fazla hareket ettirilmeden hasta derhal en yakın sağlık merkezine götürülmelidir.
Kırık bölgeyi tespit etmek için en iyisi arabada, havayla şişen ve el-kol ayak ve bacağa uyan şişme atel setinden bir tane bulundurmaktır. Böyle bir malzeme yanımızda yoksa düz dal parçaları , mukavva kutu yada gazete kullanarak da kırık tespiti mümkün ve etkilidir.
Göğüs kafesinde kaburgalarda meydana gelen kırıklar:
Kaburgada meydana gelen kırıklarda göğüs kafesi nefes almamız için hareket etmesi gereken bir bölge olduğu için tespit metodunu uygulamak mümkün değildir. Eğer oluşan kırık göğüs duvarı bütünlüğünü bozmadıysa hastayı fazla hareket ettirmeden ileri tedavi için sağlık merkezine götürmek gereklidir.
Kırık kaburga parçaları göğüs kafesinde bir yırtık ya da delik oluşturduysa durum acildir. Akciğerlerin bulunduğu göğüs kafesindeki dış ortamla olan basınç farkından dolayı akciğerler sönebilir ve nefes almak mümkün olmaz. Durum çok acildir. Arazide yapılacak en kolay ve etkili metod göğüs kafesindeki delik kısmı bir flaster yardımıyla sıkıca kapatıp , havanın dışarı çıkmasını engelliyerek en yakın sağlık kuruluşuna gitmek gerekir. En azından müdahale edilene kadar zaman kazanılmış olur.
YANIKLAR
Güneş yanıkları:
Çıplak ciltle özellikle yaz aylarında ve güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildin hassasiyetine bağlı olarak uzun süre güneşte kalmak yanıklara sebep olur. Yanıklar ciltte öncelikle kızarıklık oluşturur.Kızarıklığı takiben su kabarcıkları gelişir. Eğer yanık çok derin değilse ciddi ağrı meydana gelir. Güneş yanığı oluştuğu fark edilir edilmez yanık bölgesini ıslak ve soğuk bir bez ile örterek yara bölgesini soğuk tutmak gereklidir. Bunun için ince bir bez parçası içerisine konulmuş buz kullanılabilir. Buz yoksa soğuk su da kullanılabilir. Böylece ciltte oluşabilecek kabarmalar ve arı hissi azaltılabilir. Ayrıca Ağrıyı azaltmak için ağrı kesici kremler kullanılabilir (Anestol gibi). Yanıklar ciddiyse ilk müdahaleden sonra ileri tedavi için bir sağlık merkezine gidilir.
Sıcak Çarpması:
Aşırı sıcak ve rutubetli havalarda eğer vücut sıcak dengesini sağlayamaz ise sıcak çarpması denilen durum oluşur. Ateş yükselmesi , algılama bozuklukları, sık nefes alma, kalp atımlarının yavaşlaması gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu tip belirtilerin görülmesi durumunda kişi derhal gölge ve serin bir ortama alınmalı, ıslak ve soğuk kompreslerle veya bezlerle vücut soğutulmalıdır. Şuuru açıksa ağızdan serin sıvı verilmelidir. Ateş ölçme imkanı varsa ateş 37 -38 dereceye düşene kadar soğuk uygulamasına devam edilmelidir. Sıcaktan etkilenen kişi yarım saat içerisinde kendine gelemiyor, durumunda düzelme olmuyorsa derhal en yakın sağlık merkezine gidilmelidir.
Deniz tutması
Özellikle ilk defa veya seyrek aralıklarla kayık sandal gibi su taşıtlarına binen kişilerde bulantı kusma gibi belirtilerle deniz tutması görülür. Eğer su kıyısında yaşanacak ve sandala sıklıkla binilecekse zaten vücut buna alışacaktır. Suya açılmadan 30-60 dakika kadar önce bulantı önleyici ilaç (anti-emetik) almak yeterlidir.Tüm bulantı önleyici ilaçların az yada çok uyku, sersemlik gibi yan etkilerinin olabileceği unutulmamalıdır. Su üzerinde hazırlıksız yakalanıldıysa suya bakmamak,yavaş ve derin nefes almak, uzaklara bakmak pratik çözüm olabilir.
Olta iğnesi batmaları
Olta iğnesi batmaları balıkçıların sıklıkla karşılaştığı kazalardandır. Derin olmayan yüzeysel batmalarda iğne rahatlıkla çıkarılabilir. Ancak kas içine kadar saplanmış iğnelerin ucundaki damaktan dolayı çıkarmaya çalışmak dokuya zarar verebilir. Derin iğne batmalarında iğneyi çıkartabilecek donanıma sahip bir sağlık merkezine gitmek en iyisidir.Dokuları parçalamaktansa iğnenin birkaç saat dokuda kalması tercih edilir. Daha önce kişilerde bu süre beş yıldan eski ise aşıyı yeniletmek gerekir. Daha önce tetanos aşısı olmamış veya aşılandıktan sonra beş yıl geçmiş ise tek doz tetanos aşısının yaptırılması gerekir. İdeal olanı balıkçılıkla uğraşan kişilerin beş yılda bir tetanos aşısı yaptırmalarıdır.
Göz Yaralanmaları
Göze yabancı cisim kaçması (toz, sinek v.s) arazide sık karşılaşılan bir durumdur. Göze kaçan her türlü yabancı cisimde gözü temiz suyla bolca yıkamak gerekir. Yıkama neticesinde genellikle yabancı cisim de çıkar. Daha ciddi yaralanmalarda (gözün ön tabakasında çizilme meydana getiren dal çarpmaları gibi) yaralanan gözü bandajla kapatarak ileri tedavi için sağlık merkezine gidilmelidir. Göze parça saplanması gibi çok ciddi yaralanmalarda ise saplanan parçayı çıkarmadan (göz sıvısının dışarı akmasına yol açabilir) derhal göz hastalıkları uzmanının bulunduğu bir sağlık merkezine gidilmelidir.
Burunda ve Kulakta Yabancı Cisim
Burun ve kulaktaki yabancı cisimler eğer gözle rahatça görülebilir halde ve bir cımbız vasıtasıyla çekilebilecek uzantıları varsa çıkarılabilirler. Ancak rahat görülemeyen ve yuvarlak cisimlere hiç müdahale edilmemelidir. Aksi takdirde yabancı cisim daha da ilerilere kaçarak ciddi yan etkilere sebep olabilir. Gözle görülemese bile sümkürmekle çıkmayan burundaki yabancı cisimlere ve kulaktaki her türlü yabancı cisme mutlaka özel ekipmanla müdahale edilmelidir.
Hayvan Isırmaları
Arazide köpek yada vahşi hayvan (tilki, fare, rakun v.b) ısırmasıyla da karşılaşılabilir. Isıran hayvanın kuduz olma ihtimali en ciddi tehlikedir. Isırılan bölge derhal su ve herhangi bir temizlik maddesiyle (ki oksijenli su gibi antiseptik bir sıvı yoksa en iyisi sabundur) bol miktarda derhal yıkanmalıdır. Olası ciddi kanamalar kontrol altına alındıktan sonra yara yeri açık bırakılarak bir sağlık merkezine gidilmelidir.
İLK YARDIM ÇANTASI MALZEMELERİ
Yararlı Bilgiler
Balıkçılıkla uğraşan kişilerin beş yılda bir tetanos aşısı yaptırmaları.
Kamp yapılacak bölgenin akrep, yılan, böcek vb. haşerelerden korunması:
Kamp kurulacak bölge toz kükürt ya da DDVP esaslı bir insektisit ile zemin ilaçlaması yapılmalıdır.
Daha sonra bu bölgenin çevresine, zararlıların ve haşerelerin yaklaşmaması için bölge toz kükürt yada mazot ile sınır çizgisi çizilebilir. Toz kükürt kullanılıyorsa, rüzgarda uçmaması için ya ince bir hendek kazılıp, içine konmalı, ya da kükürt hafifçe sınır çizildikten sonra nemlendirilmelidir. Cildin kükürt ile temasından kaçınılmalıdır.
Dr. Bahadır Can tarafından derlenmiştir.
|